imranlider istanbul web sayfasında yer alan haberde
COGİ ŞENLİĞİ
08 TEMMUZ 2007 DE .
sitede yapılan acıklamada
“Tüm İMRANLI’lı hemşehrilerimize ve ortak dostlarımıza DAVETİMİZDİR.
Bu sene 6. sıını gerçekleştireceğimiz COGİ BABA Kültür Festivalimiz de Her zamanki gibi, yan yana, omuz omuza,olacağız. Ortak duygu ve heyecanlarımızı paylaşacağız. Ülkemizin ve bölgemizin, aydınlık geleceği ve birliği için Türkülerimizi söylemeye, Semahlarımızı dönmeye devam edeceğiz.
08.07.2007 Pazar günü
saat 09.00 18.00 arası
İMRANLI COGİ Köyünde buluşalım
Bu yazının yayınlanma tarihi: Şubat 3, 2007 3:56 pm ve kategorisi: kültür sanat edebiyat.
Bu yazı için tüm yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0 besleme.
Siz yorum yapın, veya geri izleme kendi sitenizden.
dostlar tanıtacağım ilk kitap Erdoğan ÇINAR’ ın “ALEVİLİĞİN KAYIP BİN YILI”..
Son yıllarda alevilik üzerine bi çok kitap çıktı, fakat herbiri kendi alanında sığ birer bakış açısı getirerek aleviliği islamın tam ortasına saplama girişiminde bulunmakla yetindi. Erdoğan ÇINAR ise uzun yıllar süren bilimsel çalışmalarını inanç ve rtüeller ile bağdaştırıp gerek sözlü gerek ise yazılı kaynaklardan yararlanarak çok daha farklı bir alevilik tanımı ile karşımıza çıkıyor bu kitapta.. ilk olarak söylenmesi gereken bu kitabı okuyacak inançlı alevilerin Ali ve Onikiimam gibi alevilik mitlerinden uzaklaşarak ve alevili islam potasından arıtarak bu kitabı okumaya başlamaları.. Erdoğan ÇINAR bu kitabında aleviliği islam dan kurtararak tarihsel geçmişimizi şahane bir şekilde aydınlatıyor.. Gah doğu roma papalarının hakkımızda verdiği fetfalarla karşımıza çıkıyor, gah yavz sultan selimin kıyımıyla, gah sümer tabletlerinde (mö 2000) aleviliği ve 12 hizmetli cemi önümüze seiyor gah endülüse uzanıp bizlere kanıtlar çıkarıyor, birde bakıyorsunuz divriği kalesinin bir alevi devletinin merkezi olduğu bilgisiyle şaşırıyorsunuz.. daha önce alevilik üzerine yaılmış hiçbir kitapta bulamıyacağınız bilgilere bu kitaptla ulaşabilirsini. kitap ilk olarak ÇİVİYAZILARI yayınevinden yayınlandı, şimdi ise KALKEDON yayınlarında diğer baskılarını yapmakta.. sizlere önericeğim diğer bi Erdoğan ÇINAR kitabı ise aleviliğin ne olduğu sorusuna yanıt aradığı ve sreüvene devam ettiği “ALEVİLİĞİN GİZLİ TARİHİ”, bu kitapta serüvene devam ederek aklınızdaki bütün sorulara yanıt bulabilirsiniz.. son olarak Sayın Erdoğan ÇINAR’ ın imranlı doğumlu olduğunu ekleyerek iyi okumalar diliyorum..
dostal tanıtacağım ikinci kitap ise İvan GONÇAROV’ un kaleme aldığı “OBLOMOV” .. Daha önce m.e.b klasiklerinden, kök yayınlarından, sosyal yayınlarından bi çok baskısı yapılan bu kitabı son olarak İş Banksı yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nden, Sebahattin EYÜPOĞLU ve Erol GÜNEY çevirisi ile okuyucularına sundu.. ilk defa dünya literatürüne “oblomovluk” terimini kazandıran bu kitap traji komik bir hikaye üzerinden bir insanlık durumunu aktarmakta.. boşvermişliğin, miskinliğin, başıbuyrukluğun romanıdır oblomov.. bu kitap için en güzel yorumlardan birini Dobrolyubov yapmıştır: “Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur..” Oblomov 1857 lerde kaleme alınmış ve o dönem rus halkınına büyük bir eleştiriyi kendi içinden getirerek doğuyu da bu anlamda bilgilendirmiştir. kahramanımız Oblomov dünyanın çelişkilerinde sıkışmıştır, bir boşluktur onun yaşadığı, o güne kadar köylülerin hazırlayacağı ekmekler için büyütülmüş oblomov, ekmeğini kendi kazanan insanlar arasında kaldığında ne yapacağını şaşırmıştır.. böyle bir hayata hazırlanmamış iradesi yavaş yavaş söner, hayatla arası her geçen gün biraz daha açılarak sonunda toplumdışı bir insan, kendini taşıyamayan bir yük olu.. tabi bu kayboluşun ortasında bir de yasak bir aşk ve kendi ile hesaplaşma vardır.. sovyet devrimine hergeçen gün yaklaşan 1850 lerin çarlık rusyasına o dönemki rus mantelitesine eleşritel bi yaklaşım.. iyi okumalar dostlar..
bundan sonra her hafta 2 veya 3 kitap tanıtımı ile sizlere yazacağım, bu haftalık bu kadar dostlar, iyi okumalar.. son olarak bir Arthur RİMBAUD şiiri ile bitireyim:
“.. yaşıyorduk umutlu bir alemde
gelip sarı narlar fırlattılar
yoksul inlerimizin üzerine.
şafağın güzel boynuna acımadılar.
thiers ile picard eros olmuşlar
toplamaktalar güneşten günebakanları.
neft yağından corot yapmaktalar
iş başında çalışkandır cellarları.
efendinin gözleri olmuşlar!
favre uzanmış çiçeklerin arasına.
gözleri iki çeşme akmakta sular.
tuz baskamta olmayan yarasına!
sokaklar ısındı koca kentn
devam etmekte petrol banyoları
artık yeter bu kuduz köpeklerin
sona ersin şimdi o pis oyunları.
keyfi yerinde bizim budala kılıların
çömelmişler ne güzel duvar diplerine.
dinliyorlar çıtırtısını kuru dalların
dans ederken kızıl alevlerle.”
güngör perçin demiş
dostlar tanıtacağım ilk kitap Erdoğan ÇINAR’ ın “ALEVİLİĞİN KAYIP BİN YILI”..
Son yıllarda alevilik üzerine bi çok kitap çıktı, fakat herbiri kendi alanında sığ birer bakış açısı getirerek aleviliği islamın tam ortasına saplama girişiminde bulunmakla yetindi. Erdoğan ÇINAR ise uzun yıllar süren bilimsel çalışmalarını inanç ve rtüeller ile bağdaştırıp gerek sözlü gerek ise yazılı kaynaklardan yararlanarak çok daha farklı bir alevilik tanımı ile karşımıza çıkıyor bu kitapta.. ilk olarak söylenmesi gereken bu kitabı okuyacak inançlı alevilerin Ali ve Onikiimam gibi alevilik mitlerinden uzaklaşarak ve alevili islam potasından arıtarak bu kitabı okumaya başlamaları.. Erdoğan ÇINAR bu kitabında aleviliği islam dan kurtararak tarihsel geçmişimizi şahane bir şekilde aydınlatıyor.. Gah doğu roma papalarının hakkımızda verdiği fetfalarla karşımıza çıkıyor, gah yavz sultan selimin kıyımıyla, gah sümer tabletlerinde (mö 2000) aleviliği ve 12 hizmetli cemi önümüze seiyor gah endülüse uzanıp bizlere kanıtlar çıkarıyor, birde bakıyorsunuz divriği kalesinin bir alevi devletinin merkezi olduğu bilgisiyle şaşırıyorsunuz.. daha önce alevilik üzerine yaılmış hiçbir kitapta bulamıyacağınız bilgilere bu kitaptla ulaşabilirsini. kitap ilk olarak ÇİVİYAZILARI yayınevinden yayınlandı, şimdi ise KALKEDON yayınlarında diğer baskılarını yapmakta.. sizlere önericeğim diğer bi Erdoğan ÇINAR kitabı ise aleviliğin ne olduğu sorusuna yanıt aradığı ve sreüvene devam ettiği “ALEVİLİĞİN GİZLİ TARİHİ”, bu kitapta serüvene devam ederek aklınızdaki bütün sorulara yanıt bulabilirsiniz.. son olarak Sayın Erdoğan ÇINAR’ ın imranlı doğumlu olduğunu ekleyerek iyi okumalar diliyorum..
güngör perçin demiş
dostal tanıtacağım ikinci kitap ise İvan GONÇAROV’ un kaleme aldığı “OBLOMOV” .. Daha önce m.e.b klasiklerinden, kök yayınlarından, sosyal yayınlarından bi çok baskısı yapılan bu kitabı son olarak İş Banksı yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nden, Sebahattin EYÜPOĞLU ve Erol GÜNEY çevirisi ile okuyucularına sundu.. ilk defa dünya literatürüne “oblomovluk” terimini kazandıran bu kitap traji komik bir hikaye üzerinden bir insanlık durumunu aktarmakta.. boşvermişliğin, miskinliğin, başıbuyrukluğun romanıdır oblomov.. bu kitap için en güzel yorumlardan birini Dobrolyubov yapmıştır: “Bu kitapta önemli olan Oblomov değil Oblomovluktur..” Oblomov 1857 lerde kaleme alınmış ve o dönem rus halkınına büyük bir eleştiriyi kendi içinden getirerek doğuyu da bu anlamda bilgilendirmiştir. kahramanımız Oblomov dünyanın çelişkilerinde sıkışmıştır, bir boşluktur onun yaşadığı, o güne kadar köylülerin hazırlayacağı ekmekler için büyütülmüş oblomov, ekmeğini kendi kazanan insanlar arasında kaldığında ne yapacağını şaşırmıştır.. böyle bir hayata hazırlanmamış iradesi yavaş yavaş söner, hayatla arası her geçen gün biraz daha açılarak sonunda toplumdışı bir insan, kendini taşıyamayan bir yük olu.. tabi bu kayboluşun ortasında bir de yasak bir aşk ve kendi ile hesaplaşma vardır.. sovyet devrimine hergeçen gün yaklaşan 1850 lerin çarlık rusyasına o dönemki rus mantelitesine eleşritel bi yaklaşım.. iyi okumalar dostlar..
güngör perçin demiş
bundan sonra her hafta 2 veya 3 kitap tanıtımı ile sizlere yazacağım, bu haftalık bu kadar dostlar, iyi okumalar.. son olarak bir Arthur RİMBAUD şiiri ile bitireyim:
“.. yaşıyorduk umutlu bir alemde
gelip sarı narlar fırlattılar
yoksul inlerimizin üzerine.
şafağın güzel boynuna acımadılar.
thiers ile picard eros olmuşlar
toplamaktalar güneşten günebakanları.
neft yağından corot yapmaktalar
iş başında çalışkandır cellarları.
efendinin gözleri olmuşlar!
favre uzanmış çiçeklerin arasına.
gözleri iki çeşme akmakta sular.
tuz baskamta olmayan yarasına!
sokaklar ısındı koca kentn
devam etmekte petrol banyoları
artık yeter bu kuduz köpeklerin
sona ersin şimdi o pis oyunları.
keyfi yerinde bizim budala kılıların
çömelmişler ne güzel duvar diplerine.
dinliyorlar çıtırtısını kuru dalların
dans ederken kızıl alevlerle.”
A. RİMBAUD
çev: Özdemir İNCE
güngör perçin demiş
şiirde ve yazılarda bazı yazım yanlışları var.. özürdilerim..